16 Ekim Dünya Gıda Günü ve Dünyanın Açlık Sorunu

2017-10-16 22:12:00

İnsan Hakları Beyannamesi’nin 25. Maddesi her bireyin sağlığını ve refahını temin edecek yeterli gıdaya ulaşmaya hakkı olduğunu vurgulamaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı’nın (Food and Agriculture Organization, FAO) kuruluş günü olan 16 Ekim, her yıl tüm dünyada “Dünya Gıda Günü Olarak” özellikle açlıkla mücadele ve gıda güvencesinin sağlanması konularında toplumsal farkındalık oluşturmak için çeşitli faaliyetler ile değerlendirilmektedir. Açlık; bireysel olarak çeşitli hastalık ve ölümlere neden olurken, toplumsal olarak ise, sosyal huzursuzluklara ve savaşlara neden olmaktadır. Açlıktan en çok çocuklar ve anneler etkilenmekte ve ölmektedir. 2018 yılı itibariyle çoğunluğu dünyanın gelişmemiş ülkelerinde olan yaklaşık 830 milyon kadar insan açlık çekmekte iken ileri gitmiş ülkelerde ise bir o kadar insan obezite sorunu ile karşı karşıyadır. Son yıllarda dünyada yaklaşık 1 milyar insan çeşitli sosyolojik ve ekolojik nedenlerle yeterli miktar ve kalitede gıdaya ulaşamamaktadır. Bu nedenle açlık, günümüz insanlığının en temel sorunlarından birisidir. Yeterli gıdayı üretmedikleri veya satın alamadıkları için; Kongo, Angola, Somali, Sudan, Etiopya ve Çad gibi Orta Afrika, Afganistan ve Filipinler gibi Güney Asya ülkeleri ve Haiti ve Bolivya gibi Orta ve Güney Amerika ülkeleri açlıktan en çok etkilen ülke ve bölgelerdir. Dünyada açlığın en önemli nedenleri politik istikrarsızlıklar, aşırı artan enerji ve gıda fiyatları ve ekolojik şartlardır. Son yıllarda dünya gıda fiyatları FAO hesaplamalarına göre neredeyse iki kat artmıştır. Tüm dünyanın sosyal barışı için önemli bir tehdit olan açlık sorunu ülkemiz... Devamı

Ahi Evran ve Ahilik

2017-09-23 18:29:00

Ahi Evran, Anadolu'nun Türk Yurdu yapılmasında önemli rol oynayan Horasan erenlerinden manevi bir mimardır. Ahi Evran, bugün İran’da bulunan, Selçuklu’nun Hoy şehrinde 1171 tarihinde doğmuştur. Anadolu Ahilik Teşkilatının kurucusu ve 32 esnaf zümresinin piri kabul edilen alim bir kişidir. Ahi Evran’ın gerçek adı Ahmet oğlu Mahmut’tur (Mahmut bin Ahmet el Hoyi - Hoylu Ahmet oğlu Mahmut). Hoca Ahmet Yesevi’nin öğrencilerinden de ders alan Ahi Evran, gençlik yıllarında Bağdat'a giderek devrin alimlerinden fen, sosyal ve din alanında da dersler almış ve burada Fütüvvet Teşkilatına katılmıştır. Devrin alimleri Muhyiddin İbn Arabi ve Evhadüddin Kirmani ile birlikte Anadoluya gelen Ahi Evran, 1205 yılında Kayseri’ye yerleşmiş, burada Kirmani’nin kızı Fatma Hatun (Bacıyan-ı Rum, Bacılar Teşkilatının Kurucusu) ile evlenmiş, dericilik (debbağlık) işiyle uğraşmış ve 32 esnaf iş kolunu kurmuştur. Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat 1220’de Kayseri’ye geldiğinde Ahi Evran’ı tanımış, birlikte Konya’ya gitmişler ve böylece Ahilik tüm Anadolu’da yayılmaya başlamıştır. Konya’daki çeşitli taht çekişmeleri arasında Ahi Evran bir süre tutuklu kalmış, sonra Denizli’ye yerleşerek 1 yıl kadar da burada kaldıktan sonra tekrar Konya’ya dönmüş ve bir süre sonra, 1247 yılında ise Kırşehir’e gelerek buraya yerleşmiş ve 1261 yılındaki vefatına kadar da burada yaşamıştır. Ahi Evran çeşitli şekillerde anlatılan efsanevi bir kişiliği sahip olmuştur. Son olarak Kırşehir’e yerleşen Ahi Evran Anadolu’da iktisadi düzenin sağlanması ve Moğol istilasına karşı halkın birlik olması için çalışmıştır. 1243 yılında Anadolu’da Moğol istilası başladıktan sonra Ahi Evran ve ahiler askerlerle birlikte çeşitli sav... Devamı

Suriye ve Rusya Krizi

2016-02-13 00:39:00

Arap Baharı olarak da tabir edilen toplumsal olayların, 2011 yılında Suriye’ye ulaşmasından bu yana, Suriye halkı diktatör Esed’in zalimce uyguladığı yönetimi altında büyük acılara katlanıyor. Suriye halkının komşusu veya akrabası olmayan birçok yabancı kuvvet Suriye toplumunun; etnik, dini, mezhepsel ve ideolojik bölünmesini teşvik ederek ve bunu fırsat bilerek Suriye’de vekâlet savaşlarına girdi ve bu yolla, bölgede kendilerine yeni çıkarlar elde etmek için agresif bir şekilde saldırılarda bulunmaya başladılar. Özellikle; Esed rejimi, İran ve Rusya’dan oluşan şer ekseni ve sözde Esed karşıtı İŞİD, vahşice uygulamalara imza atarak Suriye halkını katlediyor. Askeri olarak güçlü ve zengin ülkeler, gerçekte Suriye’de yaşanan insanlık dramını durdurmak için çalışmak yerine kendilerine çıkar sağlamaya gayret ediyorlar. Olayların başladığı günden bugüne, 20 milyon nüfuslu Suriye’de maalesef 450 binden fazla insan öldürüldü, 1.5 milyon insan çeşitli şekillerde yaralandı, 11 milyon insan yer değiştirdi ve 5 milyondan fazla Suriyeli de mülteci olmak zorunda kaldı. Bu durumda; Suriye ile 910 km sınırı bulunan Türkiye, 2.7 milyondan fazla Suriyeli insanı mülteci kabul ederek en insani ve ahlaki davranan ülke oldu ve mülteciler için sosyal maliyetler bir tarafa, yaklaşık 10 milyar dolar para harcadı. Ekonomik ve askeri olarak gelişmiş olan ABD, AB ve NATO gibi batı devletleri ve kurumları Suriye’de yaşanan bu insanlık dramını durdurmak için yeterince gayret etmediler. Bilakis mültecilerin kendi huzurlu (!) ülkelerine ulaşmalarını engellemek için; mültecilerin lastik botlarını patlatmak, sınırlarına jiletli teller çekmek ve yollarda mültecilere çelme takmak gibi insanlık ayıbı uygulamal... Devamı

EVLERDE GIDALARIN DOĞRU SAKLANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

2014-07-06 02:52:00

Gıdaların evlerde iyi bir şekilde saklanması hem sağlıklı yaşam, hem de israfın önlenmesi bakımından oldukça önemlidir. Gıdaların evlerde normal süreleri kadar saklanabilmesi için öncelikle satın alınan gıdaların; raf ömrünün yarısının geçmemiş olmasına, etiket bilgilerine, ezik, çürük, şişmiş ve ambalajı zarar görmüş olmamasına özen gösterilmelidir. Gıdalar market ve pazarlardan evlere getirilirken niteliğine uygun olarak gruplandırılmalıdır. Pişirmeden tüketilebilecek salata malzemeleri ve peynir gibi gıdaların yumurta ve tavuk gibi riskli gıdalar ile teması engellenmelidir. Ayrıca, gıdalar ve temizlik kimyasalları ayrı ayrı torbalarda taşınmalı ve evlerde farklı yerlerde saklanmalıdır. Boş gıda ambalajları, temizlik kimyasallarının doldurulması ve saklanması için kesinlikle kullanılMAMALIDIR. Mutfaklarda çiğ gıdalardan servise hazır gıdalara olan herhangi bir çapraz bulaşma önemli gıda güvenliği ve sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle gıdalar buzdolaplarında saklanırken özellikle servise hazır veya pişmiş gıdaların üst raflarda ve çiğ tavuk ve balık gibi riskli gıdaların ise alt raflarda saklanarak damlama ile çapraz bulaşmanın engellenmesine özen gösterilmelidir. Gıdalar hazırlanırken; çiğ ve riskli gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesme tahtası gibi mutfak araçları, ısıl işlem görmeden tüketilen peynir gibi veya çiğ tüketilen salata malzemeleri gibi gıdalarla temas ettirilmesi de çapraz bulaşmaya neden olacağından bu gibi durumların engellenmesine de özen gösterilmelidir. Mümkünse servise hazır gıdalar ve çiğ gıdalar için ayrı ayrı kesme tahtası vb. araçlar kullanılmalıdır. Kesme tahtaları sıcak suyla çok iyi temizlenmeli ve belli sürelerle mikrodalga fırınlarda ısı... Devamı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

2014-07-06 02:28:00

Muhalefet partileri, Cumhurbaşkanı adaylığı için çatı aday olarak formüle ettikleri ortak adaylarını belirlediler ve kampanyalarına başladılar. Bir dönem İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği de yapmış olan bilim tarihi profesörü Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu çatı aday olarak açıklandı. Galiba kendisi bu gibi durumlar için hazırlanmış olanlar arasından seçilmiş, çatı adaydan ziyade proje bir adaydır. Ancak bu projeyi hazırlayanlar geçmişte yaşıyor olmalılar ki; Cumhurbaşkanı’nı halkın seçtiğini unutmuş her şeyin 2000 yılından önceki gibi vesayetle devam ettiğini sanıyor ve Türk Milleti’nin doğru ve yanlışı feraseten ayırt edebildiğini gözden kaçırıyorlar. Çatı aday konusunda, çatı adaydan önce çatı adayı belirleyenlerin sorgulanması gerekmektedir. Demokratik siyaset bir yönetme iddiasıdır. Bu nedenle MHP ve CHP gibi toplumda belli bir tabanı olan siyasi partilerin kendi adaylarını çıkarabilme özgüveni göstermesi gerekirdi. Bu partilerin doğal adayları ise genel başkanları Sayın Bahçeli ve Kılıçdaroğlu olmalı ve siyasi sonuçlarını kabul etmeliydiler. Yönetme iddiasında olan bir siyasi parti Cumhurbaşkanlığı’na talip olmayacak da acaba hangi idari makama talip olacak, anlaşılabilir gibi değildir. Muhalefet partileri yapay ortaklık ve aday için çalışacaklarına kendi adayları için çalışsaydı ülkenin demokratikleşmesine ve sosyal-psikolojik gelişmesine daha çok katkıda bulunurlardı. Hem böylece de bazı gayri milli ve siyasi çıkar grupları ve memleket düşmanlarının ekmeklerine yağ sürmemiş olurlardı. Muhalefet partileri kendi politika ve projelerinin anlatarak toplumda karşılık bulmaya çalışmak yerine kuru bir iktidar karşıtlığı özellikle de başbakan, Sayın Erdoğan karşıtlığı üzeri... Devamı

ANNEM

2014-06-23 03:41:00

Yaz güneşinde üşüyorum, Sarılabilsem Annem. Kulaklarımda sesin, Konuşabilsem Annem. Uzanıp cennet kokulu ellerini, Öpebilsem Annem.   Anlat cenneti Annem, Söylendiği kadar güzel mi? Rüyalarıma girdiğin geceler, Yaşadığın yer cennet mi?   Mustafa ERBAŞ          @mustafaerbas      09.07.2000 Devamı

Antalya'nın Önemsiz Sorunu: Gün Isılar

2014-06-22 07:04:00
Antalya'nın Önemsiz Sorunu: Gün Isılar |  görsel 1

Antalya gerek yıl içinde gerekse de gün içinde uzun süreler güneş almaktadır. Benzer durumdaki diğer şehirlerde de olduğu gibi Antalya da güneş enerjisinden faydalanmak için yıllar öncesinden bir esnaf iş kolu olarak "gün ısı" imalatı ve kullanımı başlamıştır. Bu gün ısıların gerek tasarımları gerekse çatılara montaj şekilleri neredeyse hiç değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Çirkin görüntü, düşme tehlikesi ve en üst kat dairelerin müzmin sorunu tavandan nem alma mevcut gün ısıların Antalya’da neden olduğu sorunlardan bazılarıdır. Antalya’da gün ısıların neden olduğu tehlike ve görüntü kirliliğinin çözümü için binalara çatı zorunluğu ve standardı getirilmesi gerekmektedir. Gün ısı sistemleri de hem fonksiyon hem de estetik olarak yeniden tasarlanmalıdır. Yeni tasarımlarda temel olarak gün ısı panelleri çatı ile aynı düzlemde ve bütünleşik olmalı ve su depoları ise çatı içerisine kurulmalıdır. Daha iyi, daha güzel ve daha güvenli yapmak mümkündür. Daha güzel ve güvenli bir Antalya’da yaşamak dileğiyle, Mustafa ERBAŞ                                             @mustafaerbas                                   21.06.2014       ... Devamı

24 NİSAN ERMENİ TEHCİRİ

2014-04-25 10:12:00

  Birinci Dünya Savaşı yıllarında tüm Osmanlı Coğrafyasında büyük acılar yaşandı. Bu acıların esas sorumluları da Osmanlı Coğrafyasını paylaşmak için planlar ve anlaşmalar (Sykes-Picot vd.) yapan, o günün İngiltere, Fransa ve Rusya gibi emperyalist devletlerdir. Birinci Dünya savaşında en çok gadre ve soykırıma uğrayan 5 milyon ölümle müslüman Türk Milleti olmuştur. O günün emperyalistleri bu suçlarını örtbas etmek için Ermeni katliamını uydurmuştur. Eğer Osmanlı azınlıklardan rahatsız olsaydı 600 yılda ne Balkanlarda ne de Anadolu gayri-müslim kalmazdı. Bilakis Osmanlı döneminde özellikle Balkanlarda halk kendi tarihinin en huzur ve barış dolu yıllarını yaşamıştır. Ama ne acıdır ki, Osmanlının son 100 yılında katledilme ve zorunlu göçler nedeniyle Balkanlar’da neredeyse Müslüman kalmamıştır. Zamanında Moskova'dan vergi alan  Kırım Hanlığından, son 200 yılda uygulanan katliam ve zorunlu göçler nedeniyle bugün Kırım'da %15 kadar Türk kalmıştır. Nerede Kuzey Amerika yerlileri, ...? Daha dün, 1992'de  Ermenistan kuvvetleri Azerbaycan, Karabağ ve Hocalı'da Azerileri katletmişlerdir. Bu katliamların bırakın fotoğraflarının video kayıtları mevcuttur. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı birçok cephede varlık mücadelesi verirken cephe gerisinde ihanete uğradığı için, Ermeni tehciri yani zorunlu göçü mecburen gerçekleştirilmiştir. Bu tehcir, o gün imparatorluğunun içinde olan bölgelere özellikle bugünkü Suriye'ye doğru gerekli tedbirler alınarak yapılmıştır. Ermeniler, buralardan dünyanın değişik bölgelerine göç ederek dağılmışlardır. Bugün dünyada 10 milyon, Ermenistan'da ise 3.5 milyon kadar Ermeni vardır. Ermenistan dışındaki Ermenilerin, ... Devamı

Sapı Türkiye'den Balta Cemaate Rağmen, Milli İrade Kazanacak

2014-03-30 03:35:00

Bugün ülkemizin gelişmesindeki ana yürütücü kuvvet olan Ak Parti iktidarına, başbakan Erdoğan’a ve dolayısıyla ülkemize karşı yöneltilmiş olan husumet ve ihanet Türkiye’nin hızla gelişmekte olmasından kaynaklanmaktadır. Dünya üzerindeki egemen güçlerin, taşeronları aracılığıyla iktidarı tasfiye etmeye çalışmasının ana amacı da hızla gelişmekte olan Türkiye’nin tasfiye edilmek istenmesidir. Bu nedenle her aklı selim kişi, Türk Milletinin iradesiyle gelmiş iktidarı ve başbakanı gayri meşru yollarla düşürmeye çalışanlara karşı teyakkuzda olmalıdır. Elbette ülkeler arasındaki ilişkilerin dostluktan ziyade çıkar, hatta husumet üzerine kurulu olduğu bilinmektedir. Ayrıca Türkiye’nin gelişmesinden endişe duyan ve gelişmesini durdurmak isteyen güçlerin varlığı ve kimlikleri de bellidir. Ülkemizin gelişmesinden rahatsız olan egemen güçler, özellikle Haziran 2013’ten bu yana çeşitli sosyal kesimleri kullanarak milli irade ile seçilmiş iktidarın devrilmesini amaçlamışlardır. Bu amaçlarına ulaşmak için ise; sol grupların kontrolünde çıkarttıkları sokak gösterilerini ve kendisini hizmet olarak tanımlayan cemaat kontrolünde yaptıkları 17 ve 25 Aralık yargı operasyonlarını kullanmışlardır. Bu amaç birliğinin örneği ise ülkemiz ve İstanbul için stratejik önemde olan yeni Hava Limanı, 3. Köprü ve Kanal İstanbul gibi projelerin her iki grup tarafından da engellenmek istenmiş olmasıdır. Gezi göstericileri eylemlerden vazgeçmek için bu projelerden vazgeçilmesini istedikten yedi ay kadar sonra cemaat güdümünde yapılan yargı operasyonlarında bu projelerin plan ve müteahhitleri hedef alınmıştır. Dünyanın farklı yerlerinde açtığı okullar ve... Devamı

Twitter Niçin Engellenmiştir?

2014-03-24 16:37:00

Anlaşılıyor ki, Türkiye Cumhuriyeti  Mahkemelerinin almış olduğu kararları uygulamak istemeyen bir Twitter yönetimi var. Acaba, Twitter yönetimi ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerin mahkeme kararlarına uymuyor mu? O ülkelerin kararlarına  uyuyor, bizim devletimizin mahkeme kararlarına uymuyor, yani bizim devletimize ikinci sınıf bir muamele yapmaya çalışılıyor. Hiçbir kişi veya kurumun Türkiye Cumhuriyetine ikinci sınıf muamele yapasına müsaade edilemez. Ayrıca, bu gibi internet kuruluşları reklam gibi yöntemler ile ülkemiz ve vatandaşlarımız üzerinden gelir de temin etmelerine rağmen, ülkemizde hukuki bir temsilcilik bulundurmak ve vergi ödemek istemiyorlar. Bu kuruluşların, bu sorumsuzlukları da tahammül edilebilir değildir. Bugün, önemli olan Twitter niçin engellenmiştir sorusunun cevabıdır. İktidar, bazı çevrelerin ifade ettiği gibi Twitter’ı fikirlerin özgürce ifade edilmesini kısıtlamak için engellemedi. Eğer öyle olsaydı toplum tarafından daha yaygın ve etkin olarak kullanılan Facebook ve Youtube gibi sosyal medya ortamları da engellenirdi. Tam tersine iktidar, bu engellemenin kendisine karşı yasakçı yaftası ile kullanılacağını bilmesine rağmen engellemeyi doğru olduğuna inandığı için özgüvenle yaptı. Engellemenin nedeni Twitter şirketinin Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin almış olduğu kararları uygulamamasıdır. Elbette bugünün teknolojisinde, Twitter'ın engellenmesi Nasrettin Hoca'nın türbesi misalidir ve engellemeye rağmen Twitter’a girmek mümkündür. Ama devletin engellemesini VPN veya DNS ayarları gibi yöntemlerle aşmak uygun bir davranış değildir. Eğer herkes kendi doğrusunu uygulamaya kalkarsa kamu düzeni bozulur. Önemli olan sorunun daha akılcı bir şekilde çözümüne katkı sunabilmektir. Sorum... Devamı

Doğru Gıda Hazırlama ve Beslenme

2013-09-17 18:31:00

Besleyici etkisinin yanında iyi hali koruyan, geliştiren ve hastalık oluşma riskini de azaltan gıdalar ile beslenmek “doğru beslenme” olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar bilgi ve davranış gelişmelerinin doğal bir sonucu olarak, daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat yaşamak istemektedirler. Yaşam sürelerini ve kalitelerini artırmak isteyen insanlar sağlık sorunları ile uğraşmak ve onları tedavi ettirmek yerine önleyici tedbirler almayı tercih etmelidirler. Beslenme şekli ve tercihi; sağlık sorunlarını azaltan ve hayat kalitesini yükselten en önemli önleyici tedbir olarak tanımlanmaktadır. Tüketiciler gıdaları seçerken, hazırlarken ve beslenirken iyi hali koruyan, geliştiren ve hastalık oluşma riskini de azaltan “gıda hazırlama ve beslenme tekniklerini” kullanmaları gerekmektedir. Beslenmede kullanılan gıda maddeleri her zaman kaliteli ve güvenli olmalıdır. Ancak bazı gıdaların doğasından kaynaklanan riskler veya gıdaların yiyecek olarak hazırlanmasında yapılan bazı hatalar insanlarda sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.   Gıdalar; fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak kirlenmektedirler. Herhangi bir gıdanın neden olduğu sağlık sorunları sahip olduğu bu kirliliklerin herhangi birinden veya bunların ortak etkisinden kaynaklanmaktadır. İnsan sağlığına zarar veren bu kirlenmeler gıda hammaddelerinin üretimi, ürüne işlenmesi, depolanması ve sunumu gibi farklı aşamalarda oluşabilmektedir. Gıdalar içerdikleri veya sonradan bulaşan bu kirlilikler nedeniyle akut veya kronik sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Her ne kadar toplum tarafından gıda güvenliği hijyen ve sanitasyon eksikliğine bağlı mikrobiyal riskler sonucu oluşan enfeksiyonlar ve zehirlenmeler olarak algılansa da fiziksel ve kimyasal riskler de gıda güvenliğini bozarak insan sağlığını önemli bir şekilde tehlikeye sokmaktadır.   Üretim sırasında yabancı maddelerin gıdaya kar... Devamı

FONKSİYONEL GIDALAR

2013-01-20 04:57:00

    İnsanlar bilgi ve davranış gelişmelerine bağlı olarak, daha sağlıklı ve kaliteli yaşam düzeylerine ulaşmak istemektedirler. Yaşam sürelerini ve kalitelerini artırmak için sağlık sorunlarını tedavi ettirmek yerine önleyici tedbirler almayı tercih etmektedirler. Beslenme şekli ve tercihi bu önleyici tedbirlerin en başında gelenidir. Günümüzde; beslenirken aynı zamanda iyi hali koruyan, geliştiren ve hastalık oluşma riskini de azaltan fonksiyonel gıdaların tercih edilmesi gerekmektedir.   Günlük diyet ile gıda formunda tüketilen, sentetik bileşen içermeyen, besleyici etkisinin yanında, değişik etkenlerle hastalık oluşma riskini azaltıcı, sağlığı ve iyi hali geliştirici özelliklere sahip gıdalar, fonksiyonel gıdalar olarak tanımlanmaktadır. Gıdanın fonksiyonel olabilmesi için biyoaktif bileşikler, probiyotik mikroorganizmalar ve prebiyotik maddeler gibi etkenlere sahip olması ve bu  etkenlerin vücudun ilgili bölgesine yeterince gönderilebilmesi gereklidir. Fonksiyonel gıdalar, kalp damar rahatsızlıkları, kanser, yüksek tansiyon, kollestrol, şeker, ülser ve isal gibi hastalıkların oluşma risklerini azaltmaktadırlar. Bunu insanın temel fizyolojisini, bağışıklık, sinir, hormon, solunum, dolaşım ve sindirim sistemlerine faydalı olarak yapmaktadırlar. Fonksiyonel gıda terimi ilk olarak 1980’lerin başında Japonya’da özel hazırlanmış fizyolojik etkili gıdalar (FOSHU) olarak; besleyici özelliğinin yanında bireyin sağlığı, fiziksel performansı ve ruhsal durumu üzerine olumlu etkiler yapan gıdalar olarak tanımlanmıştır. Amerikan Gıda ve İlaç Birliği (FDA) 1998 yılında, gıda/gıda bileşeni ve sağlık arasındaki şu olumlu iddiaları kabul ettiğini duyurmuştur: Meyve sebzeler, lif içeren hububat ürünleri ve düşük oranlarda yağ, doymuş yağ ve kolesterol içeren gıdalar - koroner ... Devamı

NASIL BİR ÜNİVERSİTE VE YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU ?

2012-12-26 00:16:00

Üniversiteler yeni fikir ve bilgilerin üretildiği ve yayıldığı evrensel tartışma ortamlardır. Soru sorulan ve bu sorulara akılcı cevaplar aranan ve ayrıca bu soru ve cevaplarında bağımsız bir şekilde eleştirilebildiği bilimsel ortamlar olması gereken üniversitelerin amacı da; bugünün bilgisini etkili bir şekilde yaymak geleceğin bilgisini ise üretmek olmalıdır. Türkiye’de üniversiteler, maalesef yeni bilgilerin üretiminden ziyade eski bilgilerin öğretildiği eleştirisiz ortamlar halindedir. Bu halleriyle çoğu köklü üniversitelerin bile lise takviye şeklinde oldukları söylenebilir. Üniversitelerin yakın zamanlarda toplum tarafından neredeyse yalnızca başörtüsü ve rektörlük seçimi tartışmaları ile bilinmesi ise Türk Üniversiteleri için üzüntü vericidir. Hâlbuki üniversitelerin eğitim, araştırma ve toplumsal katkılarıyla gündeme gelmeleri gerekir. Yeni bir yüksek öğretim kanununun tartışıldığı bu günlerde tartışmalar, genel bir içerik yerine çoğunlukla yöneticilerin nasıl belirleneceğine indirgenmiş durumdadır. Üniversitelerde yönetim ve yönetici seçiminden kaynaklanan sorunlar olmak birlikte en temel sorun akademik kalite düşüklüğüdür. Yeni yasal düzenleme üniversitede yönetim seçimi, kalite düşüklüğü ve verimsizlik sorunlarını çözmelidir. Üniversitelerde öğrenci, akademik personel ve çalışan gibi tüm paydaşlarının belli oranlarda katılabileceği yeni bir yönetim modelli kurulabilir. Bu yönetim modeli dar kapsamlı ve kontrol edilebilir bir konsey yerine geniş tabanlı bir üniversite meclisi şeklinde oluşturulabilir. Örneğin bu meclis üniversite paydaşlarının sayısına bağlı olarak %10 öğrenci, %10 çalı... Devamı

NEŞET ERTAŞ HATIRASINA

2012-09-29 12:39:00

NEŞET ERTAŞ HATIRASINA   Horasan’dan kalktın, Anadolu’ya kondun. Âşık doğdun, ozan oldun. Nice nameler havalandırdın da, Gonül dağına, tevazuyu kondurdun.   Yokluktan kalktın, gönüllere kondun. Çırak doğdun, usta oldun. Nice türküler yaktın da, Söyleyene değil, söyletene kondurdun.   Kırşehir’den kalktın, dünyaya kondun. Alp doğdun, alperen oldun. Nice insanlar adını sordu da, Sen, garip mahlasını kondurdun.   Bozkırdan kalktın, yollara kondun. Yâr  oldun, yâren de oldun. Nice gurbetlere vardın da, Kendini, baba toprağına kondurdun.                                                             29.09.2012 Mustafa ERBAŞ erbas@akdeniz.edu.tr ... Devamı

TBMM’DE ORTAOYUNU: KAVUKLU BELLİ DE, PİŞEKÂR KİM?

2011-06-30 14:13:00

Türk halk kültürünün önemli eğlencelerinden biri olan ortaoyununun, temel iki karakteri Kavuklu ve Pişekar’dır. Kavuklu; dolduruşlara gelen saf ve temiz ama sözünü de esirgemeyen dobra bir karakter, Pişekar; ise Kavukluya istediğini yaptıran, içten pazarlıklı, kurnaz ve her sakala göre şerbet verebilen ama sonunda insanları da barıştırabilen bir karakterdir. Günümüzde neredeyse unutulmuş olan bu tuluat tiyatrosu, bugünlerde maalesef TBMM’de oynanıyor, ama kimse gülmüyor. Ana muhalefet partisi mecliste oturuyor ama kedisine yok dedirtiyor, yok diyende onların mecliste olduğunu gören TBMM geçici başkanı. Bu orta oyununda seyircileri güldürmek için yapılırdı. Ama millet bu duruma ancak üzülebiliyor. Ana muhalefet partisi jüritokrasi destekli çıkarttığı krizin nedeni olarak da aday gösterdiği tutuklu kişilerin seçilmiş olmalarına rağmen tutukluluklarının devam etmesini göstermekte ve halkın iradesine saygı istemektedir. Ama kendisi ülkeyi yönetmeye talip bir parti olarak öz eleştiri yapıp neden toplumsal ve hukuksal durumları tartışmalı kişileri aday gösterdiğini sorgulamıyor. Halkın iradesine saygı ise seçimler daha yeni yapıldı, herkes halkın iradesine saygı göstermeli. Ana muhalefet partisi gerçekten çözüm arıyorsa meclisi boykot tavırları ile değil, istediği değişikliklerin ileride ülkeyi yeni krizlere sokmadan nasıl olabileceğini yemin ettikten sonra örneklerle gösterebilmelidir. Seçmen merak ediyor; acaba ne zaman TBMM’de görevi kriz çıkartmak değil de, çözüme katkı sağlayan bir ana muhalefet partisi olacak diye. Ana muhalefet partisi galiba bu ortaoyununu her seçimden sonra oynamayı kendisine alışkanlık haline getirdi. Hatırlanırsa 2009 yerel se&c... Devamı